2026 SGK Değişiklikleri Neleri Kapsıyor? Yeni Kanun Teklifinin Amacı, Etkileri ve En Kritik Düzenlemeler

Yazan Nur Yavuzyılmaz

Türkiye’de sosyal güvenlik sistemini doğrudan ilgilendiren “Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı KHK’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 17/10/2025 tarihinde TBMM’ye sunuldu. Söz konusu teklif; sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, SGK’nın aktüeryal dengesini korumayı ve prim gelirlerini artırarak uzun vadeli yapıyı sağlamlaştırmayı hedefleyen kapsamlı düzenlemeler içeriyor.

Bu teklif, özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu başta olmak üzere çok sayıda düzenlemede önemli değişiklikler öngörüyor. Hizmet borçlanmalarından işveren primlerine, prime esas kazanç üst sınırından emekli aylıklarından yapılacak kesintilere kadar geniş bir yelpazede etkisi olacak hükümler, çalışanların, işverenlerin ve emeklilik dönemine yaklaşan kişilerin mali durumunu doğrudan etkileyecek niteliktedir.

Kanun teklifinin en dikkat çeken yönü, hizmet borçlanmalarında uygulanan prim oranlarındaki belirgin artış ve işverenler için uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin prim yükünün yükseltilmesidir. Bununla birlikte, prime esas kazanç üst sınırının artırılması ve işverenlere sağlanan prim teşviklerinin daraltılması, özellikle yüksek ücretli çalışanı bulunan iş yerlerinde toplam prim maliyetlerinin artmasına yol açacaktır. Öte yandan, emekli aylıklarından belirli borçlar için %25’e kadar kesinti yapılabilmesine ilişkin düzenleme, emeklilik dönemini etkileyen mali sonuçlar doğuracaktır.

Düzenlemelerin büyük kısmının 01/01/2026 tarihinde yürürlüğe girecek olması, hem işverenlerin bütçe ve insan kaynakları planlamalarını hem de çalışanların uzun vadeli emeklilik stratejilerini yeniden değerlendirmelerini zorunlu kılıyor.

Yeni Kanun Teklifinin Amacı ve Kapsamı

2026 SGK değişikliklerinin temel amacı:

  • SGK’nın aktüeryal dengesini korumak,
  • Prim gelirlerini artırmak,
  • Sosyal güvenlik sistemini uzun vadede sürdürülebilir kılmak,
  • İşveren maliyetlerini yeniden dengelemek olarak belirlenmiştir.

Kanun teklifi; prim oranları, hizmet borçlanmaları, işveren teşvikleri, prime esas kazanç (PEK) sınırları ve emekli aylıklarından yapılacak kesintiler gibi birçok önemli başlığı kapsıyor.

Bu düzenlemeler hem mevcut çalışanları hem işverenleri hem de emeklilik planlaması yapan bireyleri doğrudan etkileyecek nitelikte.

Hizmet Borçlanmalarında Prim Oranları Yükseliyor

2026 yılıyla birlikte hizmet borçlanmalarında uygulanacak prim oranlarında son yılların en kapsamlı artışlarından biri öngörülüyor. Mevcut düzenlemeye göre birçok borçlanma türünde kullanılan %32’lik oran, teklifin yasalaşması hâlinde genel olarak %45 seviyesine çıkarılacak. Bu artış özellikle askerlik, doktora ve tıpta uzmanlık süreleri, avukatlık stajı, aylıksız izin süreleri, grev ve lokavt dönemleri ile gözaltı veya tutukluluk gibi çok sayıda borçlanma kalemini etkiliyor.

Teklifte yer alan oran değişikliklerine göre, kısmi süreli çalışanların borçlanmaları da yeniden düzenleniyor; genel sağlık sigortası priminin ödenmiş olup olmamasına göre borçlanma oranı %20’den %39 veya %45 seviyesine yükseliyor. Bu kapsamda, bir günlük borçlanma için ödenecek en düşük tutar da 2025 yılı verileri dikkate alındığında 277,39 TL’den 390,08 TL’ye çıkacak.

Hizmet borçlanması, özellikle emeklilik için eksik günlerini tamamlamak isteyen kişiler açısından kritik bir uygulama olduğundan, prim oranlarındaki bu artışın bireyler üzerindeki mali yükü belirgin şekilde artırması bekleniyor. Bu nedenle, borçlanma yapmayı planlayan kişilerin teklif yasalaşmadan önce SGK’ya başvurarak mevcut oranlardan yararlanması önemli bir avantaj sağlayabilir.

Artan Borçlanma Oranlarından Bazıları:

  • Askerlik borçlanması → %32 → %45
  • Aylıksız izin borçlanması → %32 → %45
  • Doktora / tıpta uzmanlık → %32 → %45
  • Avukatlık stajı → %32 → %45
  • Grev/lokavt süreleri → %32 → %45
  • GSS ödenen kısmi süreli çalışma → %20 → %39
  • GSS ödenmeyen kısmi süreli çalışma → %20 → %45

İşveren Prim Yükü 2026’da Artıyor

Yeni kanun teklifi, uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin prim oranlarında dikkat çeken bir artış öngörüyor. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası (MYÖ) için uygulanan prim oranında 1 puanlık yükseliş yapılması planlanıyor ve bu artışın tamamı işveren payına yansıtılıyor. Buna göre MYÖ kapsamında işveren payı %11’den %12’ye, toplam MYÖ prim oranı ise %20’den %21’e çıkacak.

Bu artış, yalnızca 4/a kapsamındaki çalışanları değil; isteğe bağlı sigortalıları, ev hizmetlerinde çalışanları, tarım sigortası kapsamındaki sigortalıları ve bazı özel statüleri de etkiliyor. Prim oranlarındaki bu yükseliş, işverenlerin uzun vadeli sigorta kollarına yaptığı katkıları artıracağı için yıllık personel maliyetlerinin de doğal olarak artmasına yol açacak.

Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) açısından bu değişiklik, hem bütçe planlamalarında hem de iş gücü maliyetlerini yönetme süreçlerinde yeni bir denge kurmayı zorunlu kılıyor. 2026 yılına hazırlanırken işletmelerin bu artışı dikkate alarak mali stratejilerini gözden geçirmesi büyük önem taşıyor.

Prime Esas Kazanç (PEK) Üst Sınırı, Yedi Buçuk Kat Seviyesinden Dokuz Kat Seviyesine Yükseliyor

Kanun teklifinde dikkat çeken önemli düzenlemelerden biri de prime esas kazanç (PEK) üst sınırının artırılması. Mevcut uygulamada PEK üst sınırı, asgari ücretin 7,5 katı üzerinden hesaplanıyordu. Yeni teklifle birlikte bu sınırın 9 katına çıkarılması öngörülüyor. Bu değişiklik özellikle yüksek ücretli çalışanları bulunan işyerlerini doğrudan ilgilendiriyor.

PEK üst sınırının yükseltilmesi, yüksek kazanç grupları için ödenmesi gereken sigorta primlerinin artması anlamına geliyor. İşveren açısından bu durum, uzun vadeli sigorta primlerine yapılan katkıyı artırarak toplam personel maliyetini yükseltecek. Buna karşılık, SGK’nın uzun vadeli gelirlerinin güçlenmesine de katkı sağlaması bekleniyor. Çalışanlar açısından değerlendirildiğinde ise, üst sınırın yükselmesi ileride bağlanacak emekli aylıklarına sınırlı da olsa olumlu bir yansıma oluşturabilir.

Sonuç olarak, özellikle yüksek maaşla istihdam sağlayan işverenler için 2026 yılı itibarıyla SGK giderlerinde belirgin bir artış yaşanacak. İşletmelerin, bu düzenlemeyi bütçe planlamalarına dâhil ederek prim maliyetlerini yeniden gözden geçirmesi önem taşıyor.

Emekli Aylıklarından %25’e Kadar Kesinti Yapılabilecek

Kanun teklifinde yer alan önemli düzenlemelerden biri de emekli aylıklarından yapılacak kesintilere ilişkin SGK’ya verilen yeni yetki. Teklife göre, SGK bundan böyle emekli aylığı veya geliri alan kişilerin bazı borçları bulunması hâlinde, bu borçların tahsili için söz konusu gelir ve aylıklardan %25’e kadar kesinti yapabilecek. Bu borç kalemleri arasında GSS primi, prim borçları, işsizlik sigortası prim borçları ile gecikme cezası ve gecikme zammı gibi yükümlülükler bulunuyor.

Bu düzenlemenin amacı, sosyal güvenlik finansmanında açıkların azaltılması ve SGK’nın tahsilat kapasitesinin artırılması olarak değerlendiriliyor. Ancak uygulama, özellikle borcu bulunan emekliler açısından net maaşlarda azalmaya yol açabileceğinden emeklilik dönemindeki gelir dengesi üzerinde doğrudan bir etki yaratacak.

Sonuç olarak, borçları nedeniyle kesinti uygulanacak emeklilerde aylık gelirlerde düşüş yaşanması muhtemel görünüyor. Bu nedenle, emekliliği yaklaşan veya hâlihazırda emekli olan bireylerin SGK nezdindeki borç durumlarını kontrol etmeleri önem kazanıyor.

İşveren Teşviklerinde Daralma (5 Puan → 2 Puan)

Yeni kanun teklifi, işverenlere sağlanan prim teşviklerinde de önemli bir daralma öngörüyor. İmalat dışındaki sektörlerde uzun süredir uygulanan 5 puanlık prim indirimi, daha önce yapılan düzenlemeyle 4 puana düşürülmüştü. 17 Ekim 2025 tarihli yeni teklif ile birlikte bu indirimin 2 puana kadar çekilmesi planlanıyor.

Bu değişiklik, özellikle imalat dışı sektörlerde faaliyet gösteren işverenlerin sosyal güvenlik maliyetlerini doğrudan artıracak nitelikte. Prim teşviklerinin azaltılması, işletmelerin çalışan başına ödedikleri toplam prim tutarının yükselmesine yol açacağı için, özellikle iş gücü yoğun sektörlerde bütçe yükünü daha görünür hâle getirecek.

Sonuç olarak, imalat dışı işverenler için 2 puanlık ek maliyet artışı oluşacak ve bu durum hem personel yönetimi hem de yıllık mali planlamalar üzerinde etkisini hissettirecek.

Yeni SGK Kanun Teklifi İşverenleri Nasıl Etkileyecek?

Kanun teklifinde yer alan tüm düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, işverenler açısından ortaya çıkan tablo oldukça belirgin bir hâl alıyor. Prim oranlarının yükselmesi, prime esas kazanç üst sınırının artırılması ve prim indirimlerinin düşürülmesi, işverenlerin toplam sigorta maliyetlerinde kayda değer bir artışa yol açacak. Hizmet borçlanmalarında prim oranlarının ciddi şekilde yükselmesi de hem çalışanların mali yükünü artıracak hem de işverenlerin uzun vadeli personel planlamalarında ek etkiler yaratacaktır.

Bu gelişmeler, işletmelerin personel giderlerinde önemli artışlarla karşılaşabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla, 2026 yılına yönelik bütçe ve strateji planlamalarının bu yeni yükümlülükler dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi gerekecek. İstihdam kararlarının, ücret politikalarının ve prim maliyetlerinin daha dikkatli değerlendirilmesi, özellikle iş gücü yoğun sektörlerde büyük önem taşıyor.

Bu nedenle, 2026 bütçesini hazırlayan firmalar için teklif yasalaşmadan önce farklı senaryolar üzerinden maliyet analizleri yapılması ve olası etkilerin önceden hesaplanması kritik bir gereklilik hâline geliyor.

Sık Sorulan Sorular

2026 SGK değişiklikleri hangi amaçla hazırlanmıştır?

Kanun teklifinin temel amacı, SGK’nın aktüeryal dengesini korumak, prim gelirlerini artırmak ve sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Teklif, 5510 sayılı Kanun başta olmak üzere sosyal güvenlik mevzuatında yapısal iyileştirmeler hedefler.

Hizmet borçlanması prim oranlarında nasıl bir değişiklik oluyor?

Birçok hizmet borçlanması türünde %32 olarak uygulanan prim oranı %45’e çıkarılıyor. Kısmi süreli çalışma için GSS ödenmişse %39’a, ödenmemişse %45’e yükseltiliyor. Bu artış borçlanma maliyetlerinde ciddi bir yükseliş anlamına geliyor.

İşveren prim yükü hangi alanlarda artacak?

Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kapsamında işveren payı %11’den %12’ye çıkarılıyor. Toplam MYÖ oranı ise %20’den %21’e yükseliyor. Bu artış tamamen işveren payına yansıdığı için işletmelerin personel maliyetlerini yükseltecek.

Prime esas kazanç (PEK) üst sınırı nasıl değişiyor?

Mevcut uygulamada asgari ücretin 7,5 katı olan PEK üst sınırı, teklif ile 9 katına çıkarılıyor. Bu durum, özellikle yüksek ücret ödenen çalışanların prim maliyetlerinde belirgin bir artış yaratacak.

Emekli aylıklarından hangi durumlarda kesinti yapılabilecek?

SGK, emekli aylığı veya geliri alan kişilerin GSS primi, prim borcu, işsizlik primi, gecikme cezası veya gecikme zammı gibi borçları bulunması halinde aylıklardan %25’e kadar doğrudan kesinti yapabilecek.

Prim teşviklerinde nasıl bir değişiklik var?

İmalat dışı sektörlerde uygulanan prim indirimi daha önce 5 puandan 4 puana düşürülmüştü. Yeni teklifle bu indirim 2 puana indiriliyor. Bu durum ilgili sektörlerde işveren maliyetlerini artıracak.

Bu Yazılar Da İlginizi Çekebilir

Yorum bırakın

* Bu formu kullanarak, verilerinizin bu web sitesi tarafından saklanmasını ve işlenmesini kabul etmiş olursunuz.